top of page

MEKANDA ODAKLANMAYI ETKİLEYEN 4 UNSUR

Güncelleme tarihi: 5 Haz 2023

Fiziksel çevremizin refahımız üzerinde büyük bir etkisi vardır. Özellikle iş hayatımızın çoğunlukla evden ve mobil çalışma düzenine geçmesiyle, yaşam ve çalışma alanlarının iç içe geçtiğini düşünürsek bu konuya verilmesi gereken önem günden güne artıyor. Artık çalışma alanlarımız yaşam alanlarımızın hemen her alanına yayılmış durumda.


Zihinsel alanımız, fiziksel alanı algımızla doğru orantılıdır. Beynimizin Hipokampal bölgelerindeki özel hücreler, yaşadığımız alanların geometrisine ve düzenlemelerine uyum sağlar. Daha basit bir dille anlatmak gerekirse, bazen kafamızı bir türlü toparlayamazken, bazen son derece konsantre bir şekilde çalışabiliyoruz. Bunun başlıca sebebi, gündelik hayatta farkında olarak veya olmayarak mekanın düşünce sistemimize etkisini yaşamamızdır.


Bu makalede üretkenliği ve iyi ruh halini etkileyen temel faktörler ve bu faktörlerin iç mekan tasarımını nasıl yönlendirdiğini inceleyeceğiz.


İyi tasarlanmış bir mekan; güvenlik, sosyal iletişim, hareket kolaylığı ve duyusal uyarımı destekler.


Işıklar açıkken ve TV açıkken yatak odanızda uyuya kalırsanız, iyi bir gece uykusu çekeceğinize inanıyor musunuz? Aynı şey çalışma alanlarımız için de söylenebilir. Pis, dağınık ve ışıksız kasvetli bir bodrum katında bulunuyorsa, verimli bir çalışma temponuz olması oldukça zor. Mutlu, yaratıcı ve üretkenlik enerjinizi teşvik eden bir mekan için yani daha verimli ve üretken olabilmeniz için çalışma alanınızın optimize edilmesi gerekir.

Aydınlık bir pencere önü çalışma alanı
image credit: matthew williams
Verimli bir çalışma ortamında irdelememiz gereken 4 etkenden birincisi;
1. Mekansal düzenleme ve hacim

İç mekanda yer alan tüm bileşenleri ayrı ayrı değerlendirmek oldukça önemlidir. Ancak hepsinden daha önemli olan şey bileşenlerin birbiriyle ilişkisi ve işlevselliğidir. Çünkü yerleşim hareket alanımızı ve o alana yüklenen anlamı en basit anlamda imkan tanır.


Çoğu ofiste neden yönetici odasının en büyük boyut olduğunu hiç düşündünüz mü? Bu konunun tamamiyle kıdemle bir ilgisi olmayabilir.


Örneğin, küçük hacimli alanlarla kıyaslandığında, yüksek tavana sahip daha büyük alanlar, yaratıcı/üst düzey düşünmeyi ve görevleri teşvik eder. Bu, üretkenliği ve refahı optimize etmek için çalışma alanların düzenlenmesi ve programlanması konusunda önemli bir kriterdir.


Bir mekan size hizmet edemiyorsa, düzeni yeniden düşünün. Mekana kolayca girip çıkabiliyor musunuz? Bir yerden bir yere eşyaların arasından sık sık dolaşarak mı ulaşıyorsunuz? Oda sakin ve dingin mi, yoksa aşırı doldurulmuş ve dağınık mı? Mekanınıza kapasitesinden çok fazla eşya yüklemiş olabilirsiniz veya mobilyalarınızı yeniden düzenleyerek sorunlarınızı çözebilirsiniz. Yaratıcı olun ve işlevsel olarak size kolaylık sağlayacak yeni yerleşimler deneyin. Bazen aynı mobilyalarla yapılan yeni ve akılcı bir düzenlemenin ne kadar geniş hissettireceğini tahmin bile edemezsiniz.


2.Gürültü

Yalnız olmadığınız sürece, Trafik sesi, başkalarının konuşma sesleri vb. sizin haricinizde arka plandan gelen herhangi bir sese gürültü diyebiliriz. Eğer dışarıda bir mekanda örneğin bir kafede çalışıyorsanız, yanınızda sohbet eden bir çiftin konuşması ya da çocuk sesleri, sadece can sıkıcı ve dikkat dağıtıcı değil, aynı zamanda ayarlanması en zor gürültüdür.


Başkalarından gelen arka plan gürültüsünü engellemek için en önemli ve zorlu görevlerinizde çalışırken sessiz bir yer bulmaya çalışın. Bu bir seçenek değilse, gürültü önleyici kulaklıklara yatırım yapmak yada White Noise gibi bir uygulama indirebilirsiniz.


Evinizdeki çalışma alanınızdaki dış ortamdan gelen gürültüyü önlemek için ise çok daha fazla seçenek mevcut. Ses izolasyonu olan duvar kaplamaları, izolasyonlu perdeler ve tüm mekanda ses emici malzemeler kullanarak gürültüyü en aza indirebilirsiniz.


Siyah beyaz bir çalışma masası
Image credit: Clean UltraWide Monochrome Workspace – UltraLinx

3. Renk ve aydınlatma

Işık, bir mekanı nasıl algıladığımızı etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Mekanın işlevini ve ne kadar etkili olduğunu önemli ölçüde etkileme yeteneğine sahiptir. İster yapay ister doğal olsun, ışığın kaynağı, yaşamımızı doğrudan etkiler.


İş yaşamımız ve iklimsel koşullar dahilinde zamanımızın çoğunu iç mekanlarda geçirdiğimiz su götürmez bir gerçek. Yapay ışık kaynaklarıyla ne kadar mekanı aydınlatsak da, vücudumuzun doğal ışık ihtiyacını karşılamak için doğal aydınlatmayı mekana katmamız gerekiyor.


Cornell Üniversitesi Tasarım ve Çevresel Analiz Bölümü'nde Profesör olan Alan Hedge tarafından yürütülen araştırmalara göre, gündüz ışığında ofis ortamlarında çalışanların göz yorgunluğu, baş ağrısı ve bulanık görme semptomlarında yüzde 84'lük bir düşüş bildirdiklerini ve bu da üretkenliği azaltabilecekleri tespit edildi. Bunun yanı sıra, pencere yanında oturan çalışanların verimliliğinin %2 arttığı ortaya çıktı.


Geniş pencereli yüksek tavanlı bir oturma odasında çalışma alanı
Image Credit: Gomis 34 Office_ MESURA Photograph by Iris Humm


Gün ışığından olabildiğince yararlanmak için şeffaf ya da açık tonlarda perdeler kullanın. Geniş pencereli mekanları tercih edin. Günün büyük bölümünü bu bölümlerde geçirmek doğal enerjinizi güçlendirecektir. Eğer pencere yoğunluğunuz yetersizse, mekan genelinde olabildiğince açık tonlar kullanmaya özen gösterin. Açık tonlar ışığın yansıyarak yayılmasını sağlarken, koyu tonlar ışığı emerek yararlanmanızı engeller. Her sabah pencerelerinizi hava ve doğal ışığın girebilmesi için açın. Çalışma alanınızı pencerelere yakın yerlere konumlandırın.


İç mekanda dikkat edilmesi gereken ve sağlığımızı büyük ölçüde etkileyen bir diğer önemli aydınlatma türü ise mavi ışıktır. Greenwich Üniversitesi'nde yapılan araştırmalara göre "maviyle zenginleştirilmiş ampuller" altında çalışanların kendilerini "daha mutlu, daha uyanık hissettiği ve daha az göz yorgunluğuna sahip oldukları gözlemlendi. Odaklanmayı ve zihinsel aktivasyonu desteklemek amacıyla, doğal ışığa erişimi olmayan alanlarda 17000 K olan maviyle zenginleştirilmiş ampulleri tercih edebilirsiniz.

Doğru aydınlatmanın yanı sıra işiniz için doğru rengi seçin. Etrafınızı gözlemleyin mekanınızda hangi renkler hakim? Sizi sakin ve rahat mı yoksa gergin ve endişeli mi hissettiriyorlar? Sizi olumsuz etkilediğini düşündüğünüz renkleri değiştirin. Bir alandaki küçük bir renk temizliği veya güncelleme bile, alanın genel hissini büyük ölçüde iyileştirecektir.


Aydınlık bir köşede bulunan bir ofis alanı
Image Credit: Anya Moryoussef


Renk seçimi konusunda kromoterapiden de yararlanabilirsiniz. Kromoterapiye göre örneğin, kırmızı uyarıcı olduğundan, fiziksel olarak zorlu işlerde çalışanlar için çok uygundur. Mavi ve yeşil sakinleştiricidir ve konsantrasyonu destekler, bu nedenle ofis çalışanları için idealdir. Sarı, yaratıcılığı tetiklediği için yenilikçiler ve girişimciler için mükemmel bir seçimdir. Mor, açık yeşil, kırmızı ve koyu yeşil daha dalgın bir ruh halini yansıtır, ancak minimum miktarda uygulandığında rahatlık hissi uyandırabilir.

4. Ergonomi

Kötü tasarlanmış çalışma alanları sırtınızı, ellerinizi, bileklerinizi ve eklemlerinizi olumsuz yönde etkileyerek pek çok sağlık sorununa yol açabilir. Bedeninize uygun olmayan bir sandalye, masa vb. ekipmanlar kendinizi bitkin hissetmenize ve ağrı duymanıza yol açar. Bazen küçük bir ağrı bile üretkenliğinizi düşürebilir. Tüm bu nedenler göz önüne alındığında, çalışma alanlarının insan sağlığına uygun biçimde düzenlenmesini araştıran ergonomi odaklanma ve üretkenlik konusunda mutlaka irdelenmesi gereken konulardandır.


Ayakta çalışmak için uygun bir ofis alanı
Image credit: Ergonofis Solid Wood Standing Desks Made In Canada
Çalışma alanlarını ergonomik olarak güncellemenin birkaç yolu şunlardır:
  • Ergonomik bir sandalye kullanın, bunun için bel desteği, koltuk derinliği, sandalye yüksekliği, kolçaklar, sırt eğrisi ve malzemesinin tam olarak bedeninize uygun olduğundan emin olun.

  • Bir ekran veya dizüstü bilgisayar desteği kullanarak bilgisayar ekranınızı doğru şekilde konumlandırın.

  • Monitörünüzü veya dizüstü bilgisayarınızı önünüzde 50 cm ile 101.6 cm arasında tutun.

  • Ekranın üst çizgisinin göz seviyenizde veya altında olduğundan emin olun.

  • Monitörünüzü nasıl kurduğunuz da önemlidir.

  • Kötü yerleştirme, göz yorgunluğu, yanlış duruş, omuz sorunları ve daha fazlasına sebep olabilir

  • Klavye ve farenin bedeninize yeterince yakın olduğundan emin olun

  • Farenizi kullanırken elinizi, bileğinizi ve önkolunuzu hizalı tutun; avuç içi dayanağı da bu durumda yardımcı olabilir.

  • Çalışma masanızı olabildiğince düzenli, sade ve temiz tutun. Süsleri ve kişisel eşyaların minimal düzeyde olmasını sağlayın. Bu sayede dikkatiniz tamamen işinize yönelecektir.


5. Havalandırma
Oturma odasında aydınlık bir ofis köşesi
Image credit: create and barrel

Doğal bir mekanın, temiz ve taze havası ruh halimizi, odaklanmamızı fizik bedenimizi etkileyen en önemli unsurlardandır. Yapay bir çevrede doğal mekanın sunduğu iklimlendirmeyi hissedebilmek çoğu zaman imkansız. Bunun için, mekanınızda havalandırma sistemi olsun ya da olmasın, elinizden geldiğince mekanı sık sık havalandırın, Nem seviyelerini mutlaka kontrol edin.


Günde birkaç kez pencerenizden taze havanın mekana akmasına izin verin. Doğal havalandırma sağlanamayan mekanlarda ise, nem dengesini sağlayan cihazlardan edinebilirsiniz. İç mekan havasının nem oranının dengeli olması, cildin kuru veya susuz kalmasını önler, enfeksiyon riskini ve virüs ve bakterilerin bulaşma ihtimalini azaltır ve ayrıca sinüs sağlığı için harikadır.


Odaklanmanın ve üretkenliğin yanı sıra yaşam kalitemizi etkileyen bu önemli faktörleri yeniden gözden geçirmeden önce, kendinize sormanız gereken sorular şunlar;


• Çalışma alanım ilgi çekici mi?

• Çalışma alanım ortak iş yapmayı teşvik ediyor mu?

• Ofis alanım üretkenliğimi artırıyor mu?


Bu sorulardan herhangi birine hayır cevabı verdiyseniz, çalışma alanlarınızı düzenlemenizin vakti geldi demektir.


Therapinterior ile mekanınıza dair farkındalığınızı ve yaşam kalitenizi artırmak için yeni içeriklerimizi takipte kalın. Ayrıca tüm soru ve önerilerinizi, iç mekan ile ilgili tüm yayın önerilerinizi çekinmeden bize iletebilirsiniz.


Kaynaklar:


Commenti


bottom of page